REHBER / OYUN (2005) · YAŞAMDAN SAHNEYE

Oyun (2005): dokuz kadın kendi hayatlarını nasıl tiyatroya dönüştürüyor?

Pelin Esmer’in Oyun belgeselinde Arslanköylü dokuz kadının Kadının Feryadı’nı kurması; Hüseyin Arslanköylü, kamera ve kurgu arasındaki görevler.

Yazıyı oku
PERDE.PERDE illüstrasyonu
PERDE illüstrasyonu · Resmî afiş veya yapımdan bir sahne değildir.

Film, bitmiş gösteriden önceki emeğin peşinde

Pelin Esmer’in 2005 tarihli Oyun belgeseli, Mersin Arslanköy’de yaşayan dokuz kadının kendi hayatlarından yola çıkarak Kadının Feryadı! adlı tiyatro oyununu hazırlamasını anlatıyor. Kadınlar yaşadıklarını paylaşarak, tartışarak ve sahnelenebilir hâle getirerek ortak bir çalışma kuruyor. Bu yüzden filmin konusu yalnız sahnedeki gösteri değil; o gösteriyi mümkün kılan karşılaşmalar ve değişim.

İstanbul Modern’in kendi film kaydı da oluşum sürecini öne çıkarıyor. İzlemeye başlarken hazır metni eksiksiz oynayan bir topluluk beklemek yerine, kişisel deneyimin ortak bir anlatıya nasıl çevrildiğine bakmak daha uygun. Kimin konuşabildiği, kimin dinlediği ve bir hatıranın başkaları önünde anlatılınca neye dönüştüğü, nihai alkıştan önce açılan sorular. Belgeselin somut çekirdeği bu birlikte üretim hâli.

Dokuz kadın aynı yaşamı temsil etmiyor

Resmî sinopiste Behiye, Cennet, Fatma F., Fatma K., Nesime, Saniye, Ümmü, Ümmüye ve Zeynep sayılıyor. Tarlada, inşaatta ve evde süren işleri, tiyatroya ayrılan zamanın arkasındaki gündelik yükü gösteriyor. Ortak koşullar onları bir araya getiriyor; bu, dokuz kişinin tek ve değişmez bir kadınlık deneyimine sahip olduğu anlamına gelmiyor.

Belgeseli bir temsil tablosu gibi ele almak yerine, farklı hikâyelerin hangi noktada birbirine temas ettiğini izleyebilirsiniz. Birinin söylemekte zorlandığı şeyin başka birinin sorusuyla açılması, anlaşmazlığın da ortak üretimin içinde yer alması mümkündür. Bu izleme önerisi bütün köy yaşamı hakkında bir hüküm kurmuyor; filmin tanımladığı belirli grubun kişisel sözlerini, grubun ortak kimliği içinde kaybetmemeyi amaçlıyor.

Hüseyin Arslanköylü’nün görevi neden önemli?

Kadınlar okulda toplanıp müdür Hüseyin Bey’le çalışıyor. Filmin resmî künyesinde tiyatro oyununun yazarı Hüseyin Arslanköylü olarak kayıtlı. Burada iki farklı yazarlık katmanı var: kadınların kendi hayatlarından getirdiği anlatılar ve onların tiyatro metni hâline gelmesindeki çalışma. Pelin Esmer ise bu sürecin filmini yapıyor.

Suha Çalkıvik ve Onur Serim’in 2005 söyleşisinde Esmer, girişimin kadınlardan geldiğini; Hüseyin Bey’i kendilerinin sürece kattığını anlatıyor. Bu ayrıntı, öğretmenin dışarıdan gelip bir projeyi uygulatmasıyla kadınların kendi arzularıyla yardım istemesi arasındaki farkı koruyor. Üretimde farklı görevler bulunması, ilk fikrin ve yaşanmışlıkların sahiplerini görünmez kılmak zorunda değil. Film künyesiyle tiyatro oyununun künyesini yan yana okumak tam bu nedenle yararlı.

Kamera saklanmıyor, ilişki kuruluyor

Esmer, Aslı Ildır’ın Altyazı söyleşisinde Oyun’daki kamerayı kendisinin kullanmasının kadınların doğrudan ona konuşmasını kolaylaştırdığını söylüyor. Kamerayı araya giren üçüncü bir kişi hâline getirmemeye çalışmış. Aynı konuşmada grubu 2003’te gazetede okuyup tanışmaya gittiğini ve hazırlık sürecini birlikte filme alma fikrini paylaştığını anlatıyor.

Bu yaklaşımı bilmek, belgeselde doğallığı kameranın tamamen yok olmasıyla eşitlememeyi sağlar. Kameranın varlığının bilinmesiyle insanlar arasında güven kurulması bir arada mümkün. İzleyici açısından yüzlerin bazen doğrudan çekimi yapan kişiye yönelmesini hata gibi görmek yerine, kurulmuş ilişkinin izi olarak düşünmek daha verimli. Belgeselde kimin görünür olduğunu kadar, kimin kime konuşabildiği de biçimin parçası.

Gerçek malzeme, kendiliğinden tamamlanmış film demek değil

2005 söyleşisinde Esmer, 90 saat çekimden farklı kurgu sürümleri yaptığını anlatıyor. Amacını tiyatro gösterisini yalnız belgelemekten ayırıyor: çekilmiş parçaları kendi bakışıyla bir filme dönüştürüyor. Bu, yaşananların gerçek olmasıyla izlediğimiz sıranın yönetmen tarafından kurulması arasındaki önemli ayrım.

Bir prova, bir konuşma ve bir sahne gösterisi aynı eserde buluşabilir; bunların yan yana gelişi de yeni bir anlam üretir. Bu nedenle Oyun’u ham görüntü toplamı gibi okumak, kurgunun yaptığı işi eksiltir. Öte yandan sahnede rol yapan insanların bulunması da belgeseli otomatik olarak kurmacaya çevirmez. Film, gerçek insanların gerçek bir tiyatro üretimindeki performansını izliyor; sahne içindeki rol ile filmin dünyasındaki kişi aynı düzey değil.

İlk izleme için üç ayrı düzeyi takip edin

Oyun’un resmî kaydı 70 dakika; yapım, yönetim, kamera ve montaj Pelin Esmer’e, özgün müzik Mazlum Çimen’e ait. Filmi başlatırken üç düzeyi ayrı tutabilirsiniz: kadınların gündelik hayatları, kendi deneyimlerinden kurulan tiyatro oyunu ve bu süreci düzenleyen belgesel. Bir cümlenin hangi düzeyde söylendiğini fark etmek, yapımın asıl hareketini görünür kılar.

Kadının Feryadı! tiyatro eserinin, Oyun ise belgeselin adı. Başlıktaki genel sözcük nedeniyle aramada yılı ve yönetmeni birlikte kullanmak bu özel filmi bulmayı kolaylaştırır. Sonrasında ilginizi çeken şey başarılı bir gösteriden çok kendi sözünü kurma süreciyse, okulda bir araya gelme, karar verme ve sahneye taşıma aşamalarını karşılaştırarak ilerleyin. Hazırlığın kendisini sonuç kadar önemsemek, bu belgeselin seçilmiş konusuna doğrudan karşılık verir.

Sık sorulan sorular

Oyun (2005) belgesel mi?

Evet. Pelin Esmer’in, Arslanköylü kadınların tiyatro hazırlığını anlattığı 70 dakikalık belgesel.

Kadının Feryadı! ile Oyun aynı şey mi?

Kadının Feryadı! kadınların hazırladığı tiyatro oyunu; Oyun onun oluşumunu anlatan filmin adı.

Tiyatro oyununun yazarı kim?

Resmî film künyesinde Hüseyin Arslanköylü yazıyor. Metnin malzemesi kadınların kendi hayatlarından getirdiği hikâyeler.

Belgeselin çekim ve kurgusunu kim yaptı?

Resmî künyede yapım, yönetim, kamera ve montaj Pelin Esmer’e veriliyor; oyun sahnelerinde ilave kamera görevleri ayrıca kayıtlı.

KAYNAKLARIYLA

Kaynaklar ve ileri okuma

BİR SONRAKİ OKUMA

Başka bir hikâyeye geç

Tüm haberler ve rehberler →