REHBER / KORKUYORUM ANNE · HAFIZA VE MAHALLE

Korkuyorum Anne: Ali’nin hafıza kaybı neden bütün mahalleyi karıştırıyor?

Korkuyorum Anne’de Ali’nin kazası, el değiştiren yüzük ve mahalle ilişkileri; beden, korku ve tekrarlar üzerinden Reha Erdem’in filmine giriş rehberi.

Yazıyı oku
PERDE.PERDE illüstrasyonu
PERDE illüstrasyonu · Resmî afiş veya yapımdan bir sahne değildir.

Bir kişinin unutması ortak hayatı nasıl değiştirir?

Reha Erdem’in Korkuyorum Anne filmi, Ali’nin geçirdiği kazanın ardından hafızasını kaybetmesiyle başlıyor. İstanbul Modern’in tanıtımı, onun çevresindeki insanların da bu karışıklığın içine çekildiğini belirtiyor. Böylece hafıza kaybı yalnızca bir kişinin geçmişini yeniden kurma problemi olmuyor; tanışıklıkların ve alışılmış rollerin yeniden sınandığı ortak bir durum yaratıyor.

İlk izlemede Ali’nin neyi hatırladığını saymak kadar çevresindekilerin ondan ne beklediğini de takip edebilirsiniz. İnsanlar bir yakınlarının kendilerini tanımasını isterken, onun geçmişteki yerini de korumasını beklerler mi? Birini tanımak, onun size anlattığı geçmişi kabul etmekle aynı şey midir? Bu sorular, komşuların hikâyeye girişini yalnızca yan olaylar olarak görmeden izlemek için somut bir yol sunar. Her yeni kişi, Ali’nin çevresindeki hayatın başka bir beklentisini görünür kılabilir.

Yüzüğü neden yalnızca bir suç kanıtı saymamalı?

Müzenin kısa özeti, sahibi aranan değerli yüzüğün elden ele dolaşmasını, bir hırsızlık hikâyesini ve gerçek olmayan bir polis soruşturmasını aynı karmaşanın parçaları olarak sunuyor. Bunlar filmle tanışmak için yeterli başlangıç bilgileri; yüzüğün yolunun nereye varacağını önceden bilmek gerekmiyor. İzlerken nesnenin kimde bulunduğu ile kim tarafından nasıl anlamlandırıldığını ayrı sorular olarak takip edebilirsiniz.

Bir nesne maddi değeri yüzünden önemsenirken bir başkası için hatıranın veya bağlılığın işareti olabilir. Sahiplik, inanılan hikâyeye göre değişiyor mu? İnsanların yüzük hakkındaki sözleri kendileri hakkında da bilgi veriyor mu? Nesnenin hareketini bu gözle takip etmek, karmaşık görünen ilişkileri toparlamaya yardımcı olur. Yüzüğü yalnızca olay örgüsünü ilerleten araç saymak yerine, kişilerin birbirlerine neyi kanıtlamaya çalıştığını düşünmek mümkündür.

Beden ile insan olma sorusu nerede birleşiyor?

Karlovy Vary Film Festivali’nin program yazısı, filmi insanın kendi bedeniyle ilişkisi ve erkekliğe geçişe yüklenen korkular üzerinden ele alıyor. Bu, festivalin eleştirel yaklaşımıdır. Filmdeki bedensel deneyimlere bu çerçeveden bakmak, korkuyu yalnızca dışarıdaki bir tehlikeye verilen tepki olarak düşünmemeyi sağlar. Bir insan, kendisinden beklenen role bedeniyle uymak zorunda hissedebilir.

Bu bakışla izlerken kimin korkusunun anlaşılır bulunduğunu, kimin çekincesinin küçümsendiğini sorabilirsiniz. Yaş ve cinsiyet, birinden beklenen cesaret miktarını belirliyor mu? Duyguların kabul görmesi için toplumsal bir onay gerekiyor mu? Bunlar filmde tek tek cevaplanmış maddeler olarak değil, karakterlerin birbirleriyle ilişkisini anlamaya yarayan sorular olarak düşünülmeli. Bedenin kırılganlığını izlemek, yetişkin görünmek ile kendini güvende hissetmek arasındaki farkı belirginleştirebilir.

Mahallenin tanıdıklığı aynı zamanda bir baskı olabilir mi?

Karlovy Vary tanıtımı, aileleri, arkadaşları ve komşuları bir araya getiren çevreyi, eski İstanbul mahallesinin romantikleştirilmiş ve renklendirilmiş bir sinema tasarımı olarak tarif ediyor. Dolayısıyla gördüğümüz düzeni bir dönemin mahalle hayatının eksiksiz belgesi saymak yerine, filmin kişiler arasında kurduğu yakınlık biçimi olarak düşünmek daha uygun. Bu yakınlık hem dayanışma hem de beklenti üzerine soru açabilir.

Herkesin birbirini tanıdığı bir yerde farklı davranmak daha mı kolay, daha mı zor? Yardım etmek ile birinin yerine karar vermek arasındaki sınır nerede? Ali’nin çevresindeki insanları izlerken bu ayrımı akılda tutabilirsiniz. Bir topluluğun sıcak görünmesi bütün ilişkilerin eşit olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık çatışma yaşanması da ortak hayatın yalnızca baskıdan ibaret olduğunu göstermez; aynı bağın farklı etkilerini birlikte düşünmek gerekir.

Tekrarlar hikâyeyi yeniden duymaya nasıl çağırıyor?

Festivalin değerlendirmesi görüntü ve ses tekrarlarını da öne çıkarıyor. Buradan hareketle ikinci bir izleme alışkanlığı geliştirebilirsiniz: Tekrar eden bir şeyle karşılaştığınızda yalnızca daha önce gördüğünüzü tanımakla yetinmeyip, bu kez etrafında neyin değiştiğine bakmak. Aynı söz veya biçim, farklı bir kişinin yanında başka bir anlam kazanabilir.

Böyle bir dikkat, filmi yalnızca ilerleyen bilgi ve çözülen sır üzerinden izleme alışkanlığını esnetir. Tekrar, her zaman yeni bilgi eksikliği değildir; önceden tanıdığınız bir şeye başka bir açıdan bakma fırsatı da olabilir. Bunun için bütün tekrarları listelemek gerekmez. Aklınızda kalan bir sesin veya görüntünün sizde yarattığı duyguyu hatırlamak ve daha sonraki karşılaşmayla yan yana koymak yeterlidir. Filmin mizahıyla hüznünün ilişkisi bu aralıklarda tartışılabilir.

Ali’yi anlamak ile herkesin geçmişini çözmek aynı iş değil

Korkuyorum Anne’ye bir hafıza bilmecesi beklentisiyle başlamak anlaşılır; ancak tek bir doğru geçmişi bulmaya odaklanınca çevredeki insanların bugünkü ihtiyaçları arka planda kalabilir. İzleme sonunda kişilerin Ali’den ne istediğini ayrı ayrı hatırlamayı deneyin. Tanınmak, sevilmek, inanılmak veya bir korkunun anlaşılması aynı talep değildir.

Bunların hepsini tek bir insan tanımına sığdırmak yerine, gündelik ilişkilerde nasıl iç içe geçtiğini konuşabilirsiniz. Korku bir zayıflık belirtisi mi, başkasına ihtiyaç duyduğunu söylemenin yolu mu? Hafızası yerinde olanlar, kendileri ve birbirleri hakkında her şeyi biliyor mu? Bu sorular filmin sonunu açıklamadan temel izleme yönünü belirler: Ali’nin karışıklığına bakarken, çevresinin kurduğu kesin açıklamaları da sorgulamayı sürdürmek. Böylece kalabalık kadro, ana hikâyeden uzaklaştıran bir yük olmaktan çıkıp insanı tanımlama çabasının çoğulluğuna dönüşebilir.

Sık sorulan sorular

Korkuyorum Anne’de Ali neden geçmişini hatırlamıyor?

İstanbul Modern’in resmî tanıtımına göre geçirdiği kazada hafızasını kaybediyor.

Korkuyorum Anne’deki yüzük neden önemli?

Tanıtımda elden ele dolaşan, sahibi aranan değerli yüzük; hırsızlık hikâyesi ve yalan polis soruşturmasıyla birlikte kişileri birbirine bağlayan unsurlardan biri.

Filmin senaryosunu yalnız Reha Erdem mi yazdı?

Hayır. Karlovy Vary arşiv künyesinde Reha Erdem ve Nilüfer Güngörmüş birlikte senarist olarak yer alıyor.

KAYNAKLARIYLA

Kaynaklar ve ileri okuma

BİR SONRAKİ OKUMA

Başka bir hikâyeye geç

Tüm haberler ve rehberler →