Balodaki konum, hikâyeye giriş biçimini değiştiriyor
Zeki Demirkubuz’un Kıskanmak filmi 1930’ların Zonguldak’ında, 29 Ekim Cumhuriyet balosundaki bir karşılaşmayla açılan ilişkileri anlatıyor. Yönetmenin resmî özetinde maden mühendisi Halit, eşi Mükerrem ve Halit’in kız kardeşi Seniha aynı davette. Nüshet’in Mükerrem’i dansa kaldırmasını izleyen Seniha’nın konumu, olayın yalnızca dans eden iki kişi arasında yaşanmadığını gösteriyor.
Bu başlangıç için yararlı soru, kimin en görünür olduğu kadar kimin başkalarını izleyebildiği. Kenarda bulunmak her zaman olayların dışında olmak anlamına gelmez. Bir karşılaşmanın etkisini fark etmek ve ona ilişkin çıkarımda bulunmak, farklı bir etki alanı yaratabilir. Seniha’yı izlerken yalnız başına ne yaptığına değil, başkalarının ne yaptığını nasıl değerlendirdiğine de dikkat etmek, filmin bakış meselesine somut bir giriş sağlar.
Evdeki yer ile olaylar üzerindeki etki aynı mı?
Resmî özet Seniha’yı ağabeyinin yanında yaşayan, aile içinde bağımlı bir konumdaki kişi olarak tanıtıyor. Yönetmen notu ise onun kendisine çizilmiş yazgıya boyun eğen konumdan, başkalarının hayatını etkileyen bir konuma yönelişine odaklanıyor. İki bilgi birlikte düşünüldüğünde, görünürdeki güçsüzlük ile etkide bulunabilme arasında hazır bir eşitlik kurulamayacağı görülüyor.
Bir evde kalabilmek için başkasına bağlı olmak, o evdeki ilişkiler hakkında hiçbir şey bilmemek demek değil. Aynı şekilde, başkalarının zayıf yanlarını fark etmek de ekonomik bağımsızlık sağlamaz. Bu farkı korumak Seniha’yı yalnızca mağdur veya yalnızca güçlü diye sınıflandırmayı zorlaştırır. Hikâyedeki gerilim, bu iki konum arasında kurulabilir: Başkasına ihtiyaç duyan bir kişi, başkasının ihtiyaçları hakkında ne kadar şey biliyor ve bu bilgiyi nasıl kullanıyor?
Başlıktaki kelime peşin bir cevap veriyor mu?
Senem Aytaç, Berke Göl ve Gözde Onaran’ın Altyazı söyleşisinde Demirkubuz, seyircinin güzel bulunan kadının diğer kadın tarafından kıskanılacağı klişesiyle oynamak istediğini açıklıyor. Bu, filmin adını bütün davranışların tek nedeni gibi kullanmamayı öneren doğrudan bir yaratıcı açıklaması.
Bir duyguya erken isim koyduğumuzda, sonraki her davranışı o ismi doğrulayacak biçimde yorumlayabiliriz. İzlerken Seniha hakkında yaptığımız çıkarımın hangi görüntüye veya söze dayandığını sormak yararlı. Bize sunulan bilgiyle bizim tamamladığımız hikâye nerede ayrılıyor? Bu dikkat, karakteri aklamak için değil, hükmümüzün nasıl oluştuğunu görmek için öneriliyor. Kıskançlık kelimesinin bulunması, kıskançlığın yönünü, sebebini ve bütün etkilerini önceden bildiğimiz anlamına gelmiyor. Bir karakterin baktığı kişiyi, mutlaka bütün meselesinin hedefi saymak da acele bir sonuç olabilir.
Uyarlama, romanın her açıklamasını taşımak zorunda mı?
Demirkubuz aynı söyleşide, romanda etkileyici olan her sözün veya sahnenin filme alınmasının sinemanın aleyhine işleyebileceğini belirtiyor. Romanla mesafe kurma ihtiyacını ve filmde inandırıcılığın oyunculuk, kostüm ve mekânla da ilgili oluşunu vurguluyor. Böylece uyarlama, yalnızca olayların eksiksiz aktarılması üzerinden değerlendirilmiyor.
Okur açısından açıklayıcı olan bir geçmiş bilgisi, perdede tek bir davranışın bütün nedenlerini çözüyormuş gibi ağırlık kazanabilir. Bir açıklamanın çıkarılması ise karakterin nedensiz bırakılması kadar seyircinin kolay bir yargıya yaslanmasının engellenmesi olarak da düşünülebilir. Bu, her eksiltmenin kendiliğinden başarılı olduğu anlamına gelmez. Karşılaştırma yaparken ne çıkarıldığını saymakla yetinmeyip çıkarılınca bakışın nasıl değiştiğini sormak gerekir. Seniha’yı açıklayan bilgilerin düzeni, ona duyduğumuz yakınlığı ve güvensizliği birlikte etkileyebilir.
Bir karakterin anlattığına ne kadar güveniyoruz?
Altyazı söyleşisinde yönetmen, Seniha’nın kendi geçmişi hakkında anlattığı bir hikâyenin bile kesin doğru olarak alınması gerekmediğini söylüyor. Bu açıklama, filmde dile getirilen sözle filmin doğruladığı bilgi arasındaki farkı düşünmeye yardımcı oluyor. Birinin kendisini anlatması, anlatımının bütün amacı hakkında bizi bilgilendirmez.
Karakterleri dinlerken sözlerinin hem içerik hem eylem taşıyabildiğini hesaba katabiliriz. Bir açıklama karşıdakini sakinleştirmek, cesaretlendirmek veya belirli bir karara yöneltmek için kullanılabilir. Bu ihtimallerden hangisinin geçerli olduğunu her anda bilemeyiz. Fakat belirsizliğin farkında olmak, her cümleyi senaryonun seyirciye verdiği kesin bilgi gibi değerlendirmeyi önler. Seniha’nın bakışını merkezde tutmak, onun bildiği her şeyi bizim de bildiğimizi kabul etmek demek değildir. Yakınlıkla bilgi arasındaki mesafe, uyarlamanın tartışmaya açık alanlarından biri olabilir.
2009 filmini seçmek ve romanla karşılaştırmak
Resmî künye, bu Kıskanmak’ın 2009 yapımı olduğunu, senaryonun Nahid Sırrı Örik’in aynı adlı romanından Zeki Demirkubuz tarafından yazıldığını belirtiyor. Buradaki rehber bu uzun metrajı ele alıyor. Aynı adı taşıyan bir televizyon yapımını seçerken başlık tek başına yeterli olmadığı için yönetmen ve yıl ayrımı önemli.
Romanı okuyanlar filmden sonra üç somut karşılaştırmayla ilerleyebilir: Seniha hakkındaki bilgi hangi sırayla açılıyor, bir davranışın açıklamasını kim veriyor ve seyirci ne zaman kendi varsayımını kullanıyor? Böyle bir karşılaştırma, sadakat puanı vermekten daha ayrıntılı sonuçlar üretir. Romanı okumayan izleyici de aynı soruları film içindeki bilgi düzenine yöneltebilir. Seniha’nın merkezde oluşunu bütün eylemlerinin onaylanması saymadan, onun konumunun başkalarını nasıl görmemizi etkilediğini düşünmek, uyarlama sorusunu yalnız kaynak eser bilgisine sıkıştırmaz.
Sık sorulan sorular
Bu Kıskanmak hangi yapım?
Zeki Demirkubuz’un 2009 yapımı uzun metraj filmi.
Kıskanmak hangi kitaptan uyarlandı?
Nahid Sırrı Örik’in aynı adlı romanından; senaryosu Zeki Demirkubuz’a ait.
Kıskanmak’ın başlangıcı nerede geçiyor?
1930’ların Zonguldak’ında, 29 Ekim Cumhuriyet balosunda.
KAYNAKLARIYLA


