REHBER / BELGESEL / KEDİ

Kedi’de kamera neden kedilerin hizasında? Çekim yöntemine rehber

Ceyda Torun’un Kedi belgeselinde yere yakın iki kamera, denenip bırakılan araçlar ve gece kamerası: İstanbul’u kedileri başrole alarak çekmenin yöntemi.

Yazıyı oku
PERDE.PERDE illüstrasyonu
PERDE illüstrasyonu · Resmî afiş veya yapımdan bir sahne değildir.

Kedileri başrole almak için bakışın yüksekliği değişiyor

Kedi’de kameranın yere yaklaşması, Ceyda Torun’un kedileri başrole koyma kararından geliyor. Yönetmen Altyazı söyleşisinde, Charlie Wuppermann ile Alp Korfalı’nın iki ana kamerayı yere yakın tutup kontrol edebilecekleri düzenekler yaptıklarını anlatıyor. Amaç kedileri sürekli insanın yukarıdan bakışıyla göstermek yerine, yanlarında ilerleyebilmek. Belgeselin görsel yöntemi, konusunu nasıl tanımladığıyla doğrudan bağlı.

Bu tercih İstanbul’u da farklı bir ölçekte düşünmeye çağırıyor. İnsan için sıradan bir kaldırım, eşik veya tezgâh çevresi, kedinin hareketiyle anlatının merkezine girebiliyor. Bu son değerlendirme kamera kararından çıkan editoryal okuma. Kamera kedinin yüksekliğine inse de gerçekten onun zihnine girildiği veya gördüğü her şeyin birebir kaydedildiği iddia edilmiyor; sinema, yakınlık kuran bir bakış tasarlıyor.

Uzaktan kumandalı araç neden çözüm olmamış?

Anthony Kao’nun Cinema Escapist için yaptığı özgün söyleşide Torun, birkaç farklı çekim yolunu denediklerini açıklıyor. Kamera takılan küçük uzaktan kumandalı araçların motor sesi kedileri rahatsız etmiş. Küçük kameraları taşıyan düzenekler takıldığında ise kediler oturup yatmış; ayrıca şehirde gözden kaybolabilecek bir hayvanla kamerayı takip etmenin güçlüğü ortaya çıkmış.

Bu denemeler yöntemin bir cihaz satın almakla bulunmadığını gösteriyor. Görüntü almak için geliştirilen çözüm, izlenen canlının davranışını tamamen değiştiriyorsa aranan doğal hareketi kaydetmek zorlaşıyor. Torun’un anlattığı terk edilen seçenekler bu yüzden sonuç kadar öğretici: Teknik olarak mümkün görünen bir kurulum, çekim konusu olan hayvanın ona verdiği tepki yüzünden uygun olmayabiliyor. Son yöntemi belirleyen yalnız görüntü kalitesi değil, karşılaşmanın nasıl sürdüğü.

Yanlarında yürüyen iki kamera nasıl çalışıyor?

Torun’un Cinema Escapist açıklamasında, Canon 5D Mark III kameralar monitörlü bir platforma yerleştirilmiş; uzun bir tutacakla odak kontrol edilebilmiş. Bu sayede görüntü yönetmenleri kedilerin yanında yürüyerek çekim yapabilmiş. İki kameranın birlikte bulunması, hareketin devamlılığını yakalamaya yardımcı olmuş. Burada çözüm, kediyi önceden çizilmiş bir rotaya zorlamaktan çok, onun hareketine yetişecek insan ve kamera düzenini kurmak.

İki kamera bilgisi, belgeselde farklı açılar görülmesinin otomatik olarak hareketin yeniden oynatıldığı anlamına gelmediğini de açıklıyor. Aynı olayın birden fazla açıdan kaydedilmesi mümkün. Bununla birlikte bu üretim bilgisi, filmdeki bütün kesmeler için tek tek çekim raporu sağlamıyor. Doğrulanabilen nokta, ekibin kesintisiz hareketi izlemeye elverişli bir düzenekle çalıştığı.

Gece avı için başka bir araç gerekmiş

Gündüz kedilerin yanında taşınan kamera, bütün koşulları çözmemiş. Torun, gece avını çekmek için hareketle kayda başlayan gece görüş kamerası kullandıklarını anlatıyor. Cinema Escapist söyleşisinde, kameranın kanalizasyon üzerindeki ızgaraya sabitlenip birkaç gece bırakıldığı belirtiliyor. Böylece insanın sürekli yanı başında duramayacağı bir yerde kayıt alınabilmiş.

Bu, belgeselin tek tip görüntüyle kurulmadığını gösteren somut bir ayrıntı. Taşınabilir kamerayla yakın takip ve sabit bırakılan gece kamerası farklı ihtiyaçlara cevap veriyor. Birinde ekip hayvana eşlik ediyor; diğerinde hareketi bekleyen düzenek işliyor. Kamera yüksekliğini tek başına bir estetik süs saymak yerine, günün zamanı, mekân ve canlının davranışıyla birlikte değişen bir çalışma kararı olarak düşünmek bu yüzden daha açıklayıcı.

Kaçan kediyi takip etmemek de yöntemin parçası

Altyazı’da Torun, yaklaşınca uzaklaşan bir kedinin peşinden gitmediklerini, bunu çekime izin vermemesi gibi değerlendirdiklerini söylüyor. Bu ifade hukuki bir izin belgesi değil; yönetmenin hayvanın davranışına ilişkin kendi çalışma ilkesi. Kameranın ne kadar yaklaşabileceğine, karşıdaki canlının tepkisi de sınır koyuyor.

Yere yakınlık bu açıdan yalnız daha etkileyici bir görüntü elde etmek için kullanılmıyor. Yakından kaydedebilmekle her durumda yaklaşmak arasında bir ayrım var. Ekip, yanında durulmasına alışan kedilerle çalışabildiğini açıklıyor. Böyle bir sınır, belgeselde görünmeyen kedilerin de üretim sürecinde bulunduğunu hatırlatıyor: Kamera karşısındaki canlı, her teknik hazırlığa rağmen davranışları bütünüyle yönetmenin denetiminde olan bir oyuncu değil.

Kent insanları niçin anlatının içinde?

Full Frame’in festival arşivi, Kedi’yi kedilerle onlara bağlanan İstanbul sakinlerinin oluşturduğu topluluk üzerinden tanıtıyor. İnsanlarla yapılan konuşmalar, yalnız hayvanların adlarını açıklamak için yer almıyor; onlarla paylaşılan gündelik hayatı görünür kılıyor. Festivalin tarif ettiği hareket alanı da sokaklar, teraslar, çatılar ve mahalle içindeki karşılaşmalar.

Bu çerçeve, kamera yere indiğinde insanların filmden çıkarılmadığını gösteriyor. İnsanlar kedileri anlatırken kendi hayatlarından da söz edebiliyor. Kent portresi tek başına büyük anıtlardan veya uzaktan panoramalardan kurulmadığında, bakım verme ve aynı çevreyi paylaşma gibi küçük ilişkiler belirginleşiyor. Kamera yüksekliğiyle insan anlatıları, farklı araçlarla aynı temel soruya yaklaşabiliyor: Bu şehirde başka canlılarla nasıl bir hayat paylaşılıyor?

Çekimden kurguya ve doğrulanabilen künye

Torun, Altyazı söyleşisinde 2013 yazında kısa bir ilk çekimden, üç aylık araştırmanın ardından 2014 baharında iki buçuk aylık asıl çekimden söz ediyor. Kurguya 180 saatlik malzemeyle oturmuşlar. Kedilerin hikâyeleri çekimde belirginleşirken sıraları ve aralarındaki bağlar sonraki aşamada kurulmuş. Kamera yöntemiyle filmin son anlatı düzeni bu yüzden aynı karar değil.

Full Frame ve SIFF arşivleri filmi 2016 ve 79 dakika olarak kaydediyor. Yönetmen Ceyda Torun, yapımcılar Torun ile Charlie Wuppermann; görüntü yönetmenleri Wuppermann ve Alp Korfalı; kurgucu Mo Stoebe. SIFF künyesi müziği Kira Fontana’ya veriyor. Çekim yıllarıyla festival yılı ayrıldığında, Kedi’nin yere yakın bakışının uzun bir araştırma, teknik deneme ve seçme sürecinden çıktığı daha açık görülüyor.

Sık sorulan sorular

Kedi belgeselindeki görüntüler kedilere takılan kameralarla mı çekildi?

Yönetmenin açıklamasına göre bu tür denemeler yapılmış ama uygun bulunmamış. Temel yöntem, yere yakın düzeneklerle kedilerin yanında yürüyen iki kameraya dayanıyor.

Kedi’nin görüntü yönetmenleri kim?

Charlie Wuppermann ve Alp Korfalı. Full Frame ile SIFF arşivleri bu künyeyi doğruluyor.

Gece çekimleri nasıl yapılmış?

Torun, hareketle çalışan gece görüş kamerasının sabit bir yere yerleştirilip birkaç gece bırakıldığını anlatıyor.

Kedi kaç dakika ve hangi yılın filmi?

Full Frame ve SIFF festival arşivlerinde 2016 yapımı ve 79 dakika olarak listeleniyor. Asıl çekim dönemi yönetmenin anlatımında 2014 baharı.

KAYNAKLARIYLA

Kaynaklar ve ileri okuma

BİR SONRAKİ OKUMA

Başka bir hikâyeye geç

Tüm haberler ve rehberler →