REHBER / Film rehberi

Gözümün Nuru: Kırk günlük bekleyiş neden bir sinema hikâyesi?

Gözümün Nuru’nda kişisel deneyimin kurmacaya dönüşümü, kırk günlük bekleyiş, kameraya hitap ve Yeşilçam göndermeleri üzerine yaratım rehberi.

Yazıyı oku
PERDE.PERDE illüstrasyonu
PERDE illüstrasyonu · Resmî afiş veya yapımdan bir sahne değildir.

Korkuyu anlatmanın mizahi yolu

Gözümün Nuru, görme kaybı korkusunu sinemaya duyulan sevginin içinden anlatıyor. Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun ortak yönetmenliğindeki filmde, ameliyat sonrası beklemek zorunda kalan sinema tutkunu M.’nin deneyimi merkezde. Özyaşamöyküsü burada yaşananları sırayla kaydetmenin ötesine geçiyor: Kişi, başına geleni hangi anlatı diliyle başkalarına açabileceğini de arıyor. İstanbul Modern’in film kaydı, Saraçoğlu’nun kişisel deneyimiyle bu kurmaca başlangıç arasındaki bağı doğruluyor.

Bu rehberin çıkış noktası, hastalığın sonucunu öğrenmek değil, bekleyişin neden mizahla ve sinema alıntılarıyla anlatıldığı. Korku ile şakanın yan yana durması, ciddi bir deneyimin hafif sayılması anlamına gelmiyor. Anlatıcının kendi hayatına mesafe koyabilmesini sağlayan bir tercih olarak okunabilir.

Gerçek deneyim neden kırk güne sığdırılıyor?

Saraçoğlu, Gülhan Düzgün’ün Antrakt için yaptığı özgün söyleşide gerçek yatış döneminin seksen gün olduğunu, film için bu sürecin kısaltıldığını belirtiyor. Kırk gün, dolayısıyla bütün gerçek yaşam öyküsünün ölçüsü değil, seçilmiş anlatı aralığı. Bu ayrım filmi anlamak için yararlı: Gerçek bir deneyimden gelmek, bütün olayların aynı sırayla ve aynı uzunlukta aktarılmasını gerektirmiyor.

Bekleyiş, dışarıdan bakıldığında birbirine benzeyen günler üretebilir. Kurmaca ise bu günlerde neyin değiştiğini seçmek zorunda. Kişinin korkusunun büyümesi, yakınlarıyla ilişkisi veya kendini anlatma biçimi, takvimde yeni bir olay olmadan da hareket yaratabilir. Bu nedenle kırk günlük çerçeveye, eksik tutulmuş bir sağlık kaydı gibi yaklaşmak yerine anlatının yoğunlaştırıldığı zaman olarak bakmak daha açıklayıcı.

Görme arzusu ile film yapma arzusu birleşiyor

M.’nin sinema tutkusu başlangıçta yalnız kişiliğine eklenmiş bir hobi değil. Görme olanağının tehdit altında oluşu, hayatını görüntülerle kurmak isteyen birinin geleceğine de dokunuyor. Böyle bir başlangıç, hastalık anlatısının sorusunu genişletiyor: Kişi yalnız gündelik alışkanlıklarını değil, kendini tanımladığı uğraşı da nasıl sürdüreceğini düşünmek zorunda kalıyor.

Burada sinema göndermelerinin işlevi değişiyor. Başka filmleri tanımak, seyircinin çözmesi gereken bir bilgi yarışması olmaktan çıkıp karakterin dünyayı anlamlandırma biçimine dönüşüyor. M.’nin deneyimiyle bir film hatırasını birlikte düşünmek, yaşanan olay ile daha önce görülmüş görüntü arasında gidip gelmeyi mümkün kılıyor. Sinemayı seven seyirci için giriş noktası da bu: Referansların listesini tamamlamak yerine, anlatıcının hangi durumda bir film imgesine ihtiyaç duyduğuna dikkat etmek.

Kameraya hitap neyi değiştiriyor?

Antrakt söyleşisinde Saraçoğlu, Woody Allen etkisini açıklarken kara mizahı, absürtlüğü ve kameraya bakarak anlatmayı birlikte anıyor. Bu açıklama, kişisel hikâyenin yalnız canlandırılarak aktarılmadığını anlamaya yardım ediyor. Anlatıcı, seyirciyle kurduğu ilişkinin de farkında olan biri olarak düşünülebilir.

Kameraya hitap, yaşananlarla onlar hakkında sonradan konuşma arasında küçük bir aralık açar. Korkuyu yaşayan kişiyle o korkuyu söze döken kişi bütünüyle aynı konumda değildir. Bu aralıktan mizah çıkabilir; aynı aralık seyircinin anlatılanı sorgulamasına da alan verir. Dolayısıyla samimiyet, anlatıcının hiç biçim kullanmaması anlamına gelmez. Kendi deneyimine hangi cümleyle ve hangi bakışla yaklaşacağını seçmesi de filmin kurduğu yakınlığın parçasıdır.

Yeşilçam alıntıları neden burada?

Saraçoğlu aynı söyleşide görme ve körlük etrafındaki Yeşilçam örneklerini, filmin mizahi yaklaşımıyla ilişkilendiriyor. Kendi tercihini melodramın dilinden uzaklaşmak üzerinden açıklıyor. Bu yaratıcı gerekçe, alıntıları yalnız nostalji malzemesi olarak değerlendirmeyi yetersiz bırakıyor.

Kişisel korku, kültürün daha önce ürettiği büyük duygusal ifadelerle karşılaştığında farklı bir ölçekte görünür. Karakterin başına gelen ile sinemanın bunu temsil etmek için kullandığı kalıplar arasında bir sürtünme doğar. Komik olanın bu sürtünmeden çıkabileceğini düşünmek, mizahın hedefini de daha dikkatli ayırmayı sağlar: Deneyimi yaşayan insan ile deneyimi anlatmanın yerleşmiş biçimleri aynı şey değildir. Bu bakış, şakayı duyarsızlıkla eşitlemeden filmin tonuna yaklaşmak için kullanışlıdır.

Bekleyişi izlerken üç şeye dikkat edin

İlk olarak, anlatıcıyla yaşanan olay arasındaki mesafeyi izlemek yararlı. Bir deneyimi aktarırken kendini küçümsemesi, onun hiçbir şeyden korkmadığını göstermez. İkinci olarak, göndermelerin geliş zamanına dikkat edilebilir: Bir film hatırası hangi duygunun anlatılmasına yardımcı oluyor? Üçüncü olarak, hareketsizlik ile anlatısal durgunluğu ayırmak gerekir. Yüzüstü beklemek bedensel bir kısıt; düşüncenin, hayalin ve hatırlamanın aynı biçimde durması gerekmiyor.

Bu üç izleme sorusu, sonucu açıklamadan filmin yaratım mantığına yaklaşmayı sağlıyor. Kişisel deneyimden yola çıkan ama anlatıcısının oyunlarına da yer açan filmler arayanlar için Gözümün Nuru’nun belirgin vaadi burada. Yönetmenin yaşadıkları başlangıç malzemesini veriyor; sinema ise bu malzemeye hangi mesafeden bakacağımızı kuruyor.

Sık sorulan sorular

Gözümün Nuru gerçek bir deneyimden mi yola çıkıyor?

Evet. İstanbul Modern kaydı, yönetmenlerden Melik Saraçoğlu’nun kendi deneyimini filmin çıkış noktası olarak belirtiyor.

Kırk günlük süre, yönetmenin yaşadığı bütün süreci mi gösteriyor?

Hayır. Saraçoğlu özgün Antrakt söyleşisinde gerçek yatış dönemini seksen gün, filmde seçilen dönemi kırk gün olarak ayırıyor.

Mizah tercihinin yaratıcı açıklaması var mı?

Saraçoğlu kara mizah, absürtlük ve kameraya hitap kararlarını; ayrıca Yeşilçam alıntılarının filmin tonuyla ilişkisini söyleşide açıklıyor.

Filmi anlamak için bütün sinema alıntılarını tanımak gerekiyor mu?

Alıntıları tanımak ek çağrışım sağlayabilir. Bu rehberin önerisi, her referansın karakterin korkusunu veya kendine bakışını anlatırken ne yaptığını izlemek.

KAYNAKLARIYLA

Kaynaklar ve ileri okuma

BİR SONRAKİ OKUMA

Başka bir hikâyeye geç

Tüm haberler ve rehberler →