REHBER / BEN O DEĞILIM · FİLM REHBERİ

Ben O Değilim: Bir fotoğraf Nihat’a neden başka bir hayatın kapısını açıyor?

Ben O Değilim’de Nihat’ın gördüğü fotoğraf, fiziksel benzerlik ve kimlik üstlenme sorusu; Tayfun Pirselimoğlu’nun özgün anlatım açıklamalarıyla.

Yazıyı oku
PERDE.PERDE illüstrasyonu
PERDE illüstrasyonu · Resmî afiş veya yapımdan bir sahne değildir.

Benzemek ile yerine geçmek aynı şey değil

Ben O Değilim’de Nihat’ın bir yemek davetinde gördüğü fotoğraf, bir yabancıya benzemekle o yabancının hayatına dahil olmak arasındaki sınırı açıyor. İstanbul Modern’in başlangıç özetinde hastane kantininde temizlikçi olarak çalışan Nihat’ın, aynı yerde işe başlayan Ayşe’nin evine gittiği anlatılıyor. Ayşe’nin hapisteki kocasının fotoğrafındaki kişi Nihat’a çok benziyor. Bu keşif, sıradan bir daveti kimlik üzerine kurulmuş bir başlangıca dönüştürüyor.

Fotoğrafın sunduğu ilk şey bir benzerlik. Fakat benzerliğin fark edilmesi, iki kişinin birbirinin yerini alabileceğini kanıtlamaz. Yüzün tanınması ile hayatın tanınması arasında büyük bir açıklık var. Film için yararlı giriş sorusu da burada: Bir kişiyi o kişi yapan şey, başkalarının gördüğü görüntü mü, kendi geçmişi mi, yoksa içinde bulunduğu ilişkiler mi? Nihat’ın karşılaşması, bu ihtimalleri soyut bir tartışma olmaktan çıkaran somut bir nesneye bağlıyor.

Yemek daveti neden önemli bir eşik?

Nihat’ın fotoğrafla karşılaşması, kendisinin başlattığı bir araştırmanın sonucu değil. Bir iş ilişkisinden özel bir eve geçmesiyle oluşuyor. Davet, işyerindeki tanışıklığın izin verdiğinden daha başka bir bilgi alanı açıyor. Bir evde görünür olan eşya, o evde bulunmayan bir kişiyi de konuşmanın parçası hâline getirebilir.

Bu başlangıçta fotoğraf, yalnız geçmişi saklayan bir hatıra gibi düşünülemez. Şimdiki karşılaşmayı etkileyen bir görüntüdür. Ayşe’nin hayatında zaten bir anlamı varken Nihat için yeni bir ihtimal yaratır. Aynı nesnenin iki kişi için aynı bilgiyi taşımaması önemlidir. Nihat benzerliği görür; ancak fotoğraftaki kişinin bütün geçmişini veya evlilik ilişkisinin anlamını görüntüden çıkaramaz. Hikâyenin merakı, görünür olana gereğinden fazla anlam yükleme ihtimalinden de besleniyor.

Pirselimoğlu kimlik sorusunu neden merkeze alıyor?

Kültigin Kağan Akbulut’un Hayal Perdesi söyleşisinde Tayfun Pirselimoğlu, başkasının yerine geçme fikrinin ilk senaryolarından ve kitaplarından beri ilgisini çektiğini anlatıyor. Ben O Değilim’de bu fikri yan tema olarak bırakmak yerine doğrudan merkeze aldığını belirtiyor. Böylece benzerlik, yalnız olayları harekete geçiren bir tesadüf değil, filmin kurucu sorusu oluyor.

Yönetmen aynı görüşmede, kişinin kendisini tanımlamasıyla başkasının onu tanımlaması arasındaki farkı da gündeme getiriyor. Bu açıklama fotoğrafın işlevini anlamaya yardım ediyor: Görüntüye bakan kişi bir kimliği tanıdığını düşünebilir, fakat baktığı kişinin kendisi hakkında bildikleri farklıdır. Kimliğin tek kişinin verdiği bir kararla tamamlanmaması, Nihat’ın karşılaşmasını daha huzursuz bir alana taşıyor.

Başka hayatın mutlaka daha iyi olduğu varsayılmıyor

Fırat Yücel’in Altyazı söyleşisinde Pirselimoğlu, Nihat’ın dönüşümünü sınıf atlama veya daha iyi bir yaşama ulaşma hikâyesi olarak açıklamıyor. Yönetmen için asıl merak, görünür bir kazanç bulunmadığında da başka bir kimliğe yönelmenin neden çekici olabildiği. Bu, filmin seyirciden beklediği soruyu belirgin biçimde değiştiriyor.

Bir başkasına benzemeyi fırsat olarak görmek, o hayatın mutlaka avantajlı olduğu anlamına gelmez. Hatta daha iyi koşullar vaadi ortadan kalktığında geriye daha zor bir soru kalır: Değiştirilmek istenen şey hayatın şartları mı, yoksa kişinin kendisi olarak kalması mı? Filmi yalnız kaçış planının başarı ölçüsüne bağlamak bu ikinci alanı kapatır. Nihat’ın başlangıcını açıklayan güçlü ayrım, değişimin getirisi ile değişme isteğinin aynı şey olmamasıdır.

Tekrar ve belirsiz mekân nasıl bir anlatı beklentisi kuruyor?

Pirselimoğlu Altyazı’daki görüşmede tekrarları önemsediğini, başa dönme fikrini yalnız karamsarlık olarak görmediğini anlatıyor. Mekân açısından da iki şehrin turistik görüntülerine dayanmak yerine birbirine benzeyen, daha belirsiz alanlarla çalıştığını söylüyor. Bu yaratıcı çerçeve, benzerliğin yalnız yüzlerde düşünülmediğini gösteriyor.

Bir yer değiştiğinde her şeyin kendiliğinden yenileneceği beklentisi, bu anlatı fikrinde güvenli bir ölçü değil. Mekânın adı farklılaşabilir; gündelik koşullar veya kişinin ilişki kurma biçimi benzer kalabilir. Bu nedenle hareket etmek ile dönüşmek birbirinden ayrılıyor. Aynı şekilde tekrar, yalnız hiçbir şey olmamış demek değildir; bir duruma başka bir konumdan dönmek de olabilir. Bunlar yönetmenin biçim açıklamalarından çıkan okuma imkânlarıdır, olayların sonucuna dair birer özet değil.

Kara mizah kimlik meselesini nasıl etkiliyor?

Altyazı söyleşisinde yönetmen, kara mizahın hikâyenin karşılaşma ve sürprizlerinden doğduğunu belirtiyor. Bu açıklama, kimlik sorusunun mutlaka ağır ve kesintisiz bir felsefi tartışma biçiminde anlatılması gerekmediğini düşündürüyor. Bir durumun tuhaflığı, karakterin içinde bulunduğu çıkmazı azaltmak yerine daha belirgin kılabilir.

Seyircinin gülmesi ile karakterin yaşadığının hafif olması farklı şeylerdir. Benzerliği olağanüstü bir şans gibi görüp ardından bu varsayımın sınırlarıyla karşılaşmak, hem merak hem rahatsızlık üretebilir. Film seçimi açısından bu ton önem taşır: Kimlik üzerine bir anlatı ararken polisiye merakla ve karanlık mizahla karşılaşmaya açık olmak gerekir. Başlangıçtaki fotoğrafın etkisi de bu farklı beklentileri aynı yerde toplamasındadır.

Bu rehberin önerdiği temel seçim ölçüsü

Başka birinin yaşamına duyulan merakı, kişisel kazanç hesabından daha geniş bir yerde düşünmek isteyenlere Ben O Değilim somut bir başlangıç sunuyor. Tayfun Pirselimoğlu’nun 2013 yapımı, bir yüze benzemeyi bir hayatı sahiplenme yetkisi olarak kabul etmenin neden sorunlu bir eşik olduğunu sorgulamaya açılıyor.

İlk soruyu doğru kurmak, filmin sonunu bilmekten daha yararlı: Nihat fotoğrafta kendisine benzeyen birini mi görüyor, yoksa kendisinin dışına çıkma ihtimalini mi? Bu iki bakış aynı görüntüde birleşebilir. Yönetmenin kimlik, tekrar ve mekân açıklamaları, bu birleşmenin basit bir kılık değiştirme numarasına indirgenmemesi gerektiğini gösteriyor.

Sık sorulan sorular

Ben O Değilim’in yönetmeni kim?

İstanbul Modern’in 2013 film kaydında yönetmen Tayfun Pirselimoğlu olarak listeleniyor.

Fotoğraftaki kişi Nihat’ın ikizi mi?

Açılan başlangıç özeti yalnız güçlü fiziksel benzerliği doğruluyor; biyolojik akrabalık veya ikizlik bilgisi vermiyor.

Film sınıf atlama hikâyesi olarak mı düşünülmüş?

Pirselimoğlu Altyazı söyleşisinde bu okumaya katılmıyor; başka kimliğe yönelmenin görünür bir iyileşmeye bağlı olmamasını öne çıkarıyor.

KAYNAKLARIYLA

Kaynaklar ve ileri okuma

BİR SONRAKİ OKUMA

Başka bir hikâyeye geç

Tüm haberler ve rehberler →