Yekta’nın dünyasına hangi soruyla girmeli?
A Ay, Reha Erdem’in ilk uzun metrajlı filmi. İstanbul Modern’in tanıtımı, annesiz büyüyen on bir yaşındaki Yekta’yı, kuralcı halaları ve hasta dedesiyle yaşadığı eski ev üzerinden tanıştırıyor. Bu başlangıç, çocuğun yalnızca neler yaptığını değil, çevresini nasıl algıladığını da önemli kılıyor. İlk izleme için kullanışlı soru şu: Yekta’nın gördüğü veya arzuladığı şeyleri, yetişkinlerin dünyayı açıklama biçimiyle aynı ölçüye vurabilir miyiz?
Çocuğun bakışını sadece eksik bilgi gibi değerlendirmek, filmin sunduğu ihtimalleri daraltabilir. Evin kuralları, geçmişe ilişkin anlatılar ve yokluğu hissedilen anne, tek bir kişinin çözeceği denklem olarak ele alınmak zorunda değil. Yekta’yı izlerken ona inanmak ile bütün söylediklerini nesnel bilgi saymak arasındaki açıklığı koruyabilirsiniz. Bu açıklık, anlatının şiirselliğine yaklaşmak için iyi bir başlangıçtır.
Perili Köşk’ün gerçek hikâyesi filme nasıl girdi?
MUBI Türkiye’nin yayımladığı söyleşi parçasında Erdem, Perili Köşk hakkında bir dergide okuduğu, orada yaşayan iki kız kardeşi anlatan haberden söz ediyor. Hikâyesini bu eve hayal ederek yerleştirdiğini, çekim iznini güçlükle aldığını ve ev sakinlerinin çekimler sırasında da binada yaşadığını belirtiyor. Böylece mekânın seçimi, filmin yapımında somut bir karşılaşmaya dayanıyor.
Bu bilgi, A Ay’ı ev sakinlerinin hayatını bire bir aktaran bir biyografi yapmaz. Daha verimli olan, mevcut bir yapının sinemacının hayal gücüne nasıl malzeme olduğunu düşünmek. Bir binanın önceden taşıdığı hikâye ile filmde üstlendiği işlev aynı şey değildir. İzlerken evin geçmişini çözmek kadar, Yekta’nın bulunduğu yerle kurduğu duygusal ilişkiyi takip etmek de önem taşır.
Siyah beyaz görüntüye yalnızca geçmiş duygusu olarak bakmamak
Filmin siyah beyaz oluşu, İstanbul Modern’in teknik kaydında da yer alıyor. Fakat izleyici açısından bu tercihi yalnızca eski zamanın işareti saymak zorunlu değil. Renk bilgisi geri çekildiğinde yüzler, duvarlar, ışık ve koyuluk arasındaki ilişkiler daha fazla dikkat isteyebilir. Burada önerimiz, her karanlık yüzeyi aynı sembolle açıklamak yerine, görüntünün bakışınızı nereye yönelttiğini gözlemlemek.
Bir mekânın aydınlık görünmesi her durumda güvenli olduğu anlamına gelir mi? Bir yüzün çevreden ayrılması, o kişiyi tanıdığımız duygusunu güçlendiriyor mu? Bunlar hazır cevapları olan şifreler değil, görsel tercihle izleme deneyimi arasında bağ kuran sorular. Özellikle diyalogların size yeterli açıklama vermediğini hissettiğinizde, görüntüdeki ilişkileri takip etmek hikâyeden kopmadan başka bir dikkat alanı açabilir.
Bergman etkisini bir uyarlama iddiasına dönüştürmeden izlemek
Erdem, Sinemalar.com’un 2016 tarihli özgün söyleşisinde A Ay’ı sinematek yıllarının hemen ardından çektiğini, Bergman’ın ve o dönemde izlediği sinemanın etkisinde olduğunu söylüyor. Bu açıklama, yönetmenin beslendiği sinema kültürüne dair birinci elden bilgi sunuyor. Ancak etki kabulü, filmin başka bir yapımın uyarlaması olduğu sonucunu doğurmuyor.
Yönetmenin sevdiği filmleri önceden izlemeden de A Ay’a başlayabilirsiniz. Etki meselesini bir benzerlik avına çevirmek yerine, tanıdık gelen bir biçimin bu çocuğun ve bu evin hikâyesinde nasıl yeni bir ilişki kurduğunu düşünmek daha yararlı. Bir görüntüyü başka bir yönetmeni hatırlattığı için açıklanmış saymak, o görüntünün burada ne yaptığını kaçırabilir. Kaynak bilgisi, filmin yerine geçmekten çok bakışınızı genişletmeli.
Evi sadece olayların geçtiği yer sayarsak neyi kaçırırız?
Bir öyküyü özetlerken çoğunlukla kişilerin kararlarını ve sonuçlarını sıralarız. A Ay’a yaklaşırken buna bir mekân çizelgesi eklemeyi deneyebilirsiniz: Kim, kimin dünyasında bulunuyor; kimin bir yere ilişkin hatırası veya beklentisi var? Bu yöntem, evin bütün anlamını tek kelimeyle kapatmadan kişilerin aynı yapıda farklı hayatlar yaşayabildiğini düşünmeye yardım eder.
Evi doğrudan bir karakter diye adlandırmak şart değil. Daha somut olarak, bulunduğumuz yerin kişileri birbirine yaklaştırıp yaklaştırmadığına bakılabilir. İçeride olmak birine ait olma duygusu verirken başkası için bir sınır anlamına gelebilir. Yekta’nın çevresini, yetişkinlerin yerleşik düzeninden ayrı düşünmek; filmin çocukluk, kayıp ve hayal arasında açtığı ilişkiyi daha dikkatli takip etmeye imkân tanır.
İzleme sonrasında hangi ayrımı korumalı?
Filmi gördükten sonra iki ayrı soruyu yan yana koymak yararlı olabilir: Bu ev hakkında hangi yapım bilgisini öğrendik ve Yekta’nın dünyasında bu ev bize ne hissettirdi? İlk sorunun yanıtı Erdem’in çekim anılarına dayanır; ikincisi her izleyicinin karşılaşmasına açıktır. Gerçek bir yerin varlığı, anlatıdaki her olayın yaşandığını kanıtlamaz; hayal alanı da mekânın somut geçmişini ortadan kaldırmaz.
A Ay’ın izleme deneyimini bütün gizleri çözülmüş bir olay listesine indirgemek yerine, çocukla yetişkinler arasındaki algı farkını yeniden düşünebilirsiniz. İlk başta kesin sandığınız bir açıklama, Yekta’nın açısından bakınca hâlâ yeterli geliyor mu? Böyle bir dönüş, filmi yeniden izlemeyi yalnızca kaçırılan ayrıntıları bulma işi olmaktan çıkarıp bakışın kendisini sorgulama fırsatına çevirebilir.
Sık sorulan sorular
A Ay, Reha Erdem’in ilk uzun metrajı mı?
Evet. İstanbul Modern’in film kaydı ve MUBI Türkiye’nin söyleşi sunumu yapımı yönetmenin ilk uzun metrajı olarak tanımlıyor.
A Ay’daki Yekta kaç yaşında?
İstanbul Modern’in tanıtımında Yekta on bir yaşında olarak belirtiliyor.
Perili Köşk’te gerçekten çekim yapıldı mı?
Erdem, MUBI Türkiye’nin yayımladığı söyleşide ev için çekim izni aldığını ve sakinlerinin o sırada binada yaşadığını anlatıyor.
Bergman etkisi A Ay’ın uyarlama olduğu anlamına mı geliyor?
Hayır. Erdem’in söyleşide anlattığı, sinematek döneminin ve Bergman’ın etkisi; bu ifade bir uyarlama künyesi değildir.
KAYNAKLARIYLA
Kaynaklar ve ileri okuma
- İstanbul Modern · A Ay arşiv kaydı, Yekta ve siyah beyaz biçim Kontrol: 28 Ekim 2026
- MUBI Türkiye · Reha Erdem’in Perili Köşk ve çekim üzerine birinci elden anlatımı Kaynak tarihi: 2 Aralık 2025 · Kontrol: 28 Ekim 2026
- Sinemalar.com · Reha Erdem ile özgün söyleşi, sinematek ve Bergman etkisi Kaynak tarihi: 2 Aralık 2016 · Kontrol: 28 Ekim 2026


